6 Şubat 2014 Perşembe

KORKU FİLMİ NEDEN SEVİLİR

KORKU FİLMİ NEDEN SEVİLİR?


İnsanların istekleri doğrultusunda çeşitli alanlarda filmler çekilmiştir. Komedi, dram, macera, polisiye, bilim kurgu vs. Ama belki de en ilginç olanı “korku filmi” dalıdır. Çünkü ilk etapta basit bir düşünceyle yaklaşırsak insan neden “korkmak”  istesin?  Ya da korkmak için ekstra bir çaba göstermesine ihtiyaç mı var? Bu soruların cevapları her ne olursa olsun, “korku filmi” realitesi belki sinema tarihinin en eski dönemlerinden beri önemli bir sınıf olma niteliğini hiç kaybetmedi. (Kuşlar, Sapık gibi önemli filmlerle)




Şu bir gerçek ki korku filmi kurgusu yazmak çok risklidir. Korkuyu öyle bir dozajda vermelisiniz ki ne eksik ne de fazla. Küçük yaşlarda TRT’nin Cuma geceleri korku filmi kuşağını takip eden bir çocuktum ve içimde anlamsız korkular yer etti J Mesela hala çatı katında gözbebekleri olmayan rahibin yaşama ihtimalinden uzaklaşmış değilim. Bu şekilde insanları psikolojik olarak etki altında bırakan başarılı filmler olduğu kadar amacından çok çok uzaklaşanları da var elbet. Mesela “Dabbe” isimli filmi sinemada izlemeye gitmiştim ve birkaç sahnesinde tüm salonun güldüğünü unutamıyorum, sebebi bazı yerlerde korkacak sahneleri gözümüze sokması bazı yerlerdeyse korkuyu basite indirmesiydi.



Biraz daha derine inersek, insanların korku filminden beklentisi gizemli bir şeylerin olması ve şaşırmaktır. Korkmak insan için basit bir duygudur; bir köpeğin arkanızdan koşması bile sizi korkutabilir ama o koşan köpeği yaklaştığı halde göremezseniz korkunuz katlanır, çünkü insanı en çok korkutan şey “şüphe”dir. Tıpkı korkunun dozajını iyi ayarlamanız gerektiği gibi, şüphenin dozajını da iyi ayarlamanız gerekir. Bazı filmlerde insanlar bir şeylerden korkarlar ama gerçekten her şey o kadar müphemdir ki artık senaryo sıkmaya başlar. Hep filmin dışında kalır, kendimizi uzakta hissederiz.


Korku sinemasında basit yapımlarla insanların psikolojilerini avlayabilenler olduğu kadar, dünyanın parasını harcayıp zerre kadar etkilemeyen filmler de vardır. Oyunculuk, diğer filmlerde olduğundan daha ön plandadır, tabiri caizse filmin en korkunç sahnesinde başrol oyuncusunun üç buçuk attığı gözlerinden okunmuyorsa o filmi atın çöpe gitsin.


Korku filmlerinde aradığımız şey her zaman farklılıktır ama farklılık adına bulamaç haline getirilmiş senaryolarda hiçbir zaman tutmuyor.  Biz isteriz ki senaryonun bir ayağı hep gerçeğe bassın ki bizde kalıcı bir etki bıraksın. Yoksa korku filmleri evlat olsa sevilmez…

Hiç yorum yok: